Aktif vatandaşlığa kişilerin kendi mahallelerinden başlamaları fikri ile ortaya çıkan Bölgesel böh sonuçlarıÖnceliklendirme Haritası projesi, İstanbul’da belirlenen altı ilçede mahalle sakinlerinin ihtiyaç tespiti ve önceliklendirilmesini içeriyor. İstanbul’un Şişli ilçesinde Haziran – Ağustos 2014 tarihlerinde Oy ve Ötesi proje gönüllüleri tarafından gerçekleştirilen pilot uygulamanın ardından İstanbul’da belirlenen altı ilçede saha çalışmaları tamamlandı. Belirlenen bu altı ilçe Beyoğlu, Kartal, Sarıyer, Şişli, Ümraniye ve Zeytinburnu’ydu. İlçelerin belirlenmesinde yerel belediyenin bağlı olduğu parti ve ilçelerin büyüklüğü kriter alındı ve ikiye üçlük bir matriks kullanılarak eşit bir dağılım sağlandı. 2015 başında saha çalışmaları yaklaşık 14 ay sürdü. Çalışmalarda toplamda 556 adet yüz yüze görüşme gerçekleştirildi. Çıkan sonuçların daha derinlemesine analizini gerçekleştirmek ve örneklemi genişletmek amacıyla çevrimiçi bir anket üzerinden ikinci bir çalışma daha yapıldı. Çevrimiçi anket çalışmasında 6 ilçede ikamet eden veya çalışan kişilere yönelik toplamda 29 adet soru soruldu. Çevrimiçi anket, Oy ve Ötesi gönüllüleri ile onların kendi çevrelerinden yönlendirdikleri kişilere gönderildi. Çevrimiçi anket ile toplamda 1853 kişiye ulaşıldı, bunların arasında 1007 kişi anketteki bütün soruları cevaplandırdı.

 

 

BÖLGESEL ÖNCELİKLENDİRME HARİTASI İHTİYAÇ ANALİZİ SONUÇLARI

Tespit edilen detaylı tüm ihtiyaçları ana-kategoriler altında grupladığımızda ve bu ana-kategorilerin ortalamasını aldığımızda, kadına şiddetin önlenmesi, imar planları ve kimsesiz çocukların durumu en çok kaygıonceliklisorun duyulan ilk üç konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı sıralamada, en az kaygı/memnuniyetsizlik duyulan konular ise eğitim altyapısı/olanakları, sağlık hizmetlerinin sağlanması, kanalizasyon altyapısının sağlıklı işlemesi, çöplerin zamanında ve düzenli toplanması, defin ve mezarlıklarla ilgili hizmetlerin sağlanması ve sağlıklı ve kesintisiz suya erişim‘dir.

Detaylı ihtiyaç ve sorunlara ilçeler bazında bakıldığında ‘ilçeler ihtiyaç haritası / sıcaklık haritası‘ bir önceliklendirme ortaya koymaktadır. Sıcaklık haritası her ne kadar öne çıkan ihtiyaçlar ve endişe edilen konularda ilçeler genelinde belli bir fikir birliği olduğunu ortaya koysa da, bir çok konuda da bölgesel farklılıklar göze çarpmaktadır. ‘Mahalle planlamasında söz sahibi olmamak’ en yüksek puan ile sıcaklık haritasında birinci sıradadır ve Beyoğlu başta olmak üzere Şişli dışındaki bütün ilçelerde en çok endişe duyulan konu olmuştur. Şişli’de ise ‘Mahalle planlamasında söz sahibi olmamak’ ikinci sırada yer alırken otoparkın çok pahalı oluşu ilk sırada yer almıştır. Şebeke suyuna erişim ise sıcaklık haritasında hemen hemen bütün ilçeler için en son sırada yer almakta ve şebeke suyuna erişim ile ilgili herhangi bir sıkıntı ifade edilmediği görülmektedir. Bütün belediyelerin başarı performansı toplu olarak değerlendirildiğinde endişe duyulan konuların bir çoğunda, beklenebileceği gibi belediyelerin başarısı görece daha düşük bulunmuştur. İmar planları; doğal afetlere hazırlık ve planlama; otopark, spor, dinlenme tesisleri başarı sıralamasında en aşağı sıralarda yer almaktadır.

Yerel katılım, yerel politika ve süreçlerden doğrudan etkilenen ve oy vererek temsilci seçen vatandaşların yerelde karar alma süreçlerine ve uygulamalarına katılımıdır. Bulgular, vatandaşların yerel sorunları ve ihtiyaçları düşünme ve çevreyle görüşlerini paylaşma, gerektiğinde konuyu yerel karar alıcı mekanizmalara taşıma konusundaki istekliliklerinin mevcut olduğunu göstermektedir. Mahallelerindeki ihtiyacı veya talebi gerektiğinde telefon, dilekçe veya imza toplama gibi yöntemlerle karar alıcılara götürenlerin oranı toplamda %25 (219 kişi) olmuştur. Yerel yönetimlerin karar alma süreçlerine dahil olma konusundaki farkındalık ise %37’de kalmaktadır. Belediyeler, %56 ile yerel karar alıcılar arasındaki ilk iletişim mercii olarak öne çıkmaktadır. Bunu %35 ile muhtarlar izlemekte; kent konseyi, mahalle meclisi gibi oluşumlar ise %1’lerde kalmaktadır. Yerel karar alma mekanizmalarına katılımın, bilinirliğine oranla oldukça düşük olduğu göze çarpmaktadır. Kent konseyine katılım %2, mahalle meclisi ve gençlik konseyine katılımın ise %1 olduğu görülmektedir. Bu sonuçlar, vatandaşların yerel karar alma süreçlerinde aktif rol almalarını kısıtlayan unsurların giderilmesi ve katılımın artırılmasına dair ihtiyaca işaret etmektedir. Çünkü vatandaşlar yerel yönetimlerin kararlarından ve bu kararların yerel ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığından doğrudan etkilenen ve geri bildirim vermesi gereken taraf olarak en önemli paydaş konumundadır. Bu anlamda vatandaşlar oy verdikleri yerel yönetimlerin faaliyetlerine dair bilgiye erişebilmeli, mahalledeki ihtiyaçlarına ve önceliklerine dair görüş alış verişinde bulunmalı, temsil edilmeli böylece yerel yönetimlerin görev ve ödevlerini yerine getirdiğini ve hizmetleri önceliklendirdiğini denetleyebilmeli; yani yerel yönetimlerin hesap verebilirliğini ve yerel hizmetin etkinliğini artırmalıdır.

Mahalle seviyesinde katılımı artıracak araçların başında vatandaş ile yerel yönetim ve yerel kamu hizmeti sunan kurumları buluşturan katılımcı platformlar (kent konseyi, kent konseylerinin çeşitli meclisleri ve çalışma grupları) gelmektedir. 2005 yılında yürürlüğe giren Belediye Kanunu’nda kent konseyleri yasal zemin bulmuştur ve her şehirde kent konseylerinin olması zorunlu hale gelmiştir. Benzer şekilde vatandaş katılımı için bir başka önemli yasal zemin yine aynı kanunda düzenlenen hemşehri hukuku ve belediye faaliyetleri için gönüllü kişilerin katılımıdır. Hukuki çerçeveyle de düzenlenen vatandaş katılımının daha fazla yaygınlaştırılması için aktif vatandaşlık ve katılımcı platformlara dahil olma süreçleriyle ilgili bilgi akışı ve farkındalık çalışmalarına gerek duyulmaktadır. Yerel politika ve süreçlere dair iyileşmenin yanı sıra yerel yönetimlere dair güvenin ve meşruiyetin artmasına da katkı sağlayacağı için vatandaş katılımının yerel yönetimler tarafından da desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.